İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, yürüttüğü "siyasal casusluk" soruşturmasını tamamladı. Soruşturma sonucunda, tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ hakkında "siyasal casusluk" suçlamasıyla kamu davası açıldı. Bu gelişme, siyasi arenada önemli yankı uyandırdı.
Soruşturmanın Başlangıcı ve Hüseyin Gün'ün Rolü
Soruşturma, Temmuz ayında "casusluk" suçlamasıyla tutuklanan Hüseyin Gün'ün faaliyetlerinin incelenmesiyle başladı. Gün'ün ajanlık faaliyetlerinde bulunduğu, görüşmelerini kriptolu telefonlar aracılığıyla gerçekleştirdiği ve farklı ülkelerdeki iç karışıklıklara finansal destek sağladığı iddia edildi. Yapılan incelemelerde, Gün'e ait kriptolu telefonlar ve el yazısı dokümanlar dikkat çekti.
Askeri Mühimmat ve Yabancı Pasaportlar
İncelemeler sonucunda, sivil şahısların veya şirketlerin temin etmesi mümkün olmayan askeri mühimmat ve silahlara ait fotoğraflara ulaşıldı. Ayrıca, İsrail'de askeri veya siyasi alanlarda faaliyet gösterdiği anlaşılan bazı İsrail vatandaşlarının pasaport fotoğrafları da tespit edildi. Bu bulgular, soruşturmanın uluslararası boyutunu gözler önüne serdi.
FETÖ ve Konsolosluk Bağlantıları
Yapılan incelemelerde, Hüseyin Gün'ün FETÖ mensupları ve farklı ülke konsolosluk görevlileriyle de yoğun iletişim halinde olduğu ortaya çıktı. Bu bağlantılar, soruşturmanın kapsamını daha da genişletti ve karmaşık bir ağın varlığına işaret etti.
85 Milyon Liralık Olağandışı Finansal Hareketler
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından yapılan incelemelerde, Hüseyin Gün'ün herhangi bir ticari işletmesi olmamasına rağmen yurt içi ve yurt dışı yüklü miktarda para transferleri gerçekleştirdiği belirlendi. Özellikle, herhangi bir alım-satım işlemi olmamasına rağmen hesaplarından 85 milyon liranın nakit olarak çekildiği tespit edildi. Bu durum, şüpheli finansal hareketlerin varlığını kanıtlar nitelikteydi.
Gizli Bilgi Aktarımı ve Mustafa Özcan Görüşmesi
Hüseyin Gün'ün el yazısı defter ve belgeleri incelendiğinde, görüştüğü kişi ve kurumları günlük olarak kaydettiği anlaşıldı. Yabancı istihbarat elemanlarına bilgi aktarımında bulunduğu ve FETÖ'nün üst düzey yöneticilerinden, İngiltere İmamı olarak bilinen Mustafa Özcan ile yüz yüze görüştüğü belirlendi. Bu görüşmelerde aldığı notları, istihbari faaliyet gösterdiği tespit edilen yabancı bir ülkeye mensup şahıslara aktardığı saptandı.
Kriptolu İletişim ve Gizli Fotoğraflar
Savcılık açıklamasına göre, Hüseyin Gün iletişimini FETÖ mensuplarının kullandığı ByLock Talk and Chat programına benzer bir program üzerinden gerçekleştirdi. Dışarıdan erişilemeyen, üst düzey gizliliğe sahip "Wickr" adlı kriptografik haberleşme programı kullanılarak yapılan görüşme ve yazışmalarda, yabancı bir ülke istihbarat görevlisinin Hüseyin Gün'e, daha önce görev yapmış iki bakanın da aralarında bulunduğu bir grubun uzaktan ve gizlice çekilmiş fotoğrafını gönderdiği tespit edildi. Bu durum, casusluk faaliyetlerinin somut delillerini ortaya koydu.
Necati Özkan'a Yönelik Talimatlar
Şüpheli Hüseyin Gün'ün, aynı program üzerinden Ekrem İmamoğlu ile bağlantılı çıkar amaçlı suç örgütü yöneticilerinden Necati Özkan ile de iletişime geçtiği belirlendi. Yapılan incelemelerde, Hüseyin Gün'ün Necati Özkan'a, "Murat Ongun'un cep telefonu uzaktan erişimli dinlemeye izin verebilecek casus yazılım ile enfekte olduğunu, bu nedenle Murat'ın Ekrem Bey ile yapılacak hassas özel kampanya toplantılarına telefonunu götürmemesinin çok önemli olduğu" şeklinde talimat verdiği görüşmeler tespit edildi. Bu talimatlar, hassas bilgilerin korunması ve gizliliğin sağlanması yönündeki çabaları gösteriyor.
Ekrem İmamoğlu ile Ortak Buluşmalar ve Örgüt Amacı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu bilgiler ışığında, suç örgütünün asıl amacının maddi menfaat elde ederek örgüt lideri Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturmak olduğunu belirtti. Şüpheliler Hüseyin Gün ve Necati Özkan'ın, 2019 yerel seçim kampanyasında işbirliği yaparak seçmenlere ait gizli bilgileri sızdırdığı, seçim bölgelerine ilişkin analizler yaparak seçmen profili oluşturduğu ve strateji belirlediği iddia edildi. Bu çalışmadaki seçmen bilgilerinin yabancı istihbarat servisleriyle paylaşıldığı ve casusluk suçu işlendiği sonucuna varıldı. Ayrıca, şüpheli Hüseyin Gün ile Ekrem İmamoğlu'nun irtibatlı olduğu ve ortak buluşmalarda bulundukları da tespit edildi.
Merdan Yanardağ'ın Medya ve Seçim Manipülasyonu Rolü
Soruşturma kapsamında, medya mensubu şüpheli Merdan Yanardağ'ın da Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü yöneticilerinden şüpheli Hüseyin Gün ile casusluk faaliyetlerine ilişkin çok sayıda irtibat ve yazışmasının tespit edildiği belirtildi. Yanardağ'ın, seçim sürecinin basın ayağını organize ettiği ve 2019 yerel seçimlerinde yabancı istihbarat servisleriyle işbirliği yaparak seçimlerin manipüle edilmesi yönünde faaliyette bulunduğu ve bu şekilde casusluk suçunu işlediği iddia edildi. Bu iddialar, medyanın seçim süreçlerindeki potansiyel etkisine dair önemli soruları gündeme getiriyor.
Bu dava, Türkiye'de siyasi casusluk iddialarının ne kadar ciddi boyutlara ulaşabileceğini ve uluslararası istihbarat ağlarının yerel siyaseti nasıl etkileyebileceğini gözler önüne seriyor. Davanın ilerleyen süreçleri, kamuoyunun bu karmaşık olaylar zincirini daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır. Bu tür soruşturmalar, casusluk faaliyetlerinin ulusal güvenlik üzerindeki potansiyel etkilerini de vurgulamaktadır.