Esad Rejiminin İhbar Ağı: Aileler ve Komşular Birbirini Ele Verdi

Esad Rejiminin İhbar Ağı: Aileler ve Komşular Birbirini Ele Verdi

Suriye'nin devrilen lideri Beşar Esad'ın rejimi, toplumun her kesimine yayılan kapsamlı bir gözetim ve ihbar ağı kurdu. Şam'daki istihbarat dosyaları, aile bireylerinin, eşlerin ve komşuların birbirleri hakkında bilgi vererek ağır sonuçlara yol açtığını ortaya koyuyor. The Wall Street Journal'ın incelediği binlerce sayfalık belge, Esad yönetiminin toplumu bir korku düzeniyle nasıl kontrol altında tuttuğunu gözler önüne seriyor.

Gizli Dosyalar Şam'da Ortaya Çıktı

Gazetenin ele geçirdiği belgeler, Şam'ın merkezindeki Kafr Suse güvenlik kompleksinde bulunan farklı istihbarat birimlerine ait. Bazı dosyalar, muhaliflerin binayı ele geçirmesiyle bir duvarın arkasındaki gizli bir bölümde bulundu. Diğerleri ise, kaçan istihbarat görevlilerinin masalarında unutulmuş halde bulundu. Bu belgeler, Esad rejimine bağlı dört ana istihbarat kurumunun sadece aktivistleri ve silahlı grupları değil, aynı zamanda diplomatları, Birleşmiş Milletler personelini ve hatta kendi içlerindeki kişileri bile izlediğini gösteriyor. Belgelerde, işkence altında alınan "itiraflar" ve telefon dinlemelerine dair notlar da yer alıyor.

Eş İhbarı: Güvenin Yıkıldığı An

Belgelerde yer alan çarpıcı bir vaka, oyuncu Firas Al-Faqir'in yaşadıkları. 2011'deki protestoların başında reform çağrısı yapan sanatçılar arasında yer alan Al-Faqir, rejimin sert müdahalesi sonrası geri çekildi. Ancak evde hükümete yönelik eleştirilerini dile getirdiği eşi Hala Deeb ve kayınvalidesiyle yaptığı bir sohbet, başına büyük dert açtı. 2020 baharında eşi boşanma isteğinde bulundu ve ardından Al-Faqir'e, gizlice kaydedilmiş konuşmalarını içeren bir ses mesajı gönderdi. İddiaya göre eşi, para talep etti ve talebi karşılanmazsa kayıtları polise ileteceğini söyledi. İstihbarat raporunda, eşinin "üst siyasi liderliği hedef alan konuşmalara tahammül edemediği" için boşanmak istediği belirtildi. Al-Faqir, sonraki aylarda defalarca sorgulandığını, işine gitmekten korktuğunu ve uzun süre evine kapandığını anlattı. 47 yaşındaki oyuncu, dosyasını okuduktan sonra, "İnsanın sevdiği kişi tarafından sırtından bıçaklanması, var olan en zor şey." diyerek yaşadığı ihaneti dile getirdi.

İşkence ve Ölümle Anılan Merkez: Şube 215

Belgelerin önemli bir kısmı, Askeri İstihbarat Şube 215 adlı birime ait. İnsan hakları örgütleri, tanıklar ve eski rejim yetkililerinin anlatımlarına göre, bu birimde işkence ve infazlar sistematik bir şekilde gerçekleştiriliyordu. Eski tutukluların ifadelerine göre, Şube 215'in yer altındaki tünel ve odalarında penceresiz beton hücreler ve tabut benzeri tecrit alanları bulunuyordu. Rejimin çöküşünden sonra bölgeyi ziyaret eden gazeteciler, bazı odalarda insan saçları, kan izleri ve boş kovanlar gördü. Bu durum, merkezin ne kadar korkunç olaylara sahne olduğunun bir kanıtı niteliğinde.

Akraba İfadesi ve Kaybolan Ceset

Haberdeki en dikkat çekici vakalardan biri, Şam'ın yoksul bir bölgesinde görev yapan 60 yaşındaki imam Abdu Kharouf ile ilgili. Ailesi, Temmuz 2020'de bir istihbarat görevlisinin kendisini iki aile arasındaki anlaşmazlıkta arabuluculuk için çağırdığını, Kharouf'un belirtilen yere gittiğinde ajanlar tarafından bir kamyonete bindirilip şehir merkezindeki güvenlik kompleksine götürüldüğünü anlattı. Aile, imamın bodrum katındaki bir hapishanede öldüğünü o yıl öğrendi ancak cesetleri kendilerine teslim edilmedi. Gerçek, Kharouf’un devlet güvenlik dosyasının bir bölümünü gördüklerinde ortaya çıktı. Belgelerde, imamın adının, aynı yaz gözaltına alınan bir akrabasının Kharouf’u muhalefete yardım etmekle suçladığı yazıyordu. Akraba Mahmoud Kharouf, röportajda imamın adını hiç anmadığını ve haftalar süren işkence altında bile böyle bir ifade vermediğini savundu. Ancak imamın ailesi, yıllardır kuzenleriyle konuşmadıklarını ve belgelere inandıklarını belirtti. Bu olay, akrabaların bile birbirini gammazlayabildiği bir sistemin varlığını gösteriyor.

Herkes İzleniyordu: Uluslararası Aktörler de Hedefte

Belgeler, sadece Suriyelileri değil, uluslararası aktörleri de kapsayan bir gözetim ağını ortaya koyuyor. Dosyalarda BM operasyonlarına yönelik izleme raporları, personel hareketleri, ziyaret edilen yerler ve kimlik bilgileri gibi ayrıntılar yer alıyor. 2014 tarihli bir raporda, BM heyetinin Halep'te bir barınağı ziyaretine dair beş kişilik ekibin isimleri, kimlik numaraları, kaldıkları otel ve araç bilgileri listeleniyor. Bu durum, rejimin ne kadar geniş bir alanda bilgi topladığını ve kimseyi gözden kaçırmadığını gösteriyor.

Rejimin Korku Hükümdarlığı

Haberde aktarılan değerlendirmeye göre, rejimin temel amacı toplumda neredeyse "moleküler düzeyde" korku yaratmak, arkadaşları, komşuları ve eşleri birbirine karşı konumlandırmaktı. Suriye İnsan Hakları Ağı'na göre, 2011'den bu yana rejim tarafından zorla kaybedilenlerin sayısı 160 bini aşıyor. Bu rakamlar, Esad rejiminin kurduğu korku imparatorluğunun boyutunu gözler önüne seriyor. Bu ihbar ağı, rejimin ayakta kalmasını sağlayan temel unsurlardan biriydi ve toplumun dokusunu derinden yaraladı. Bu belgeler, Suriye'deki insan hakları ihlallerinin boyutunu ve rejimin acımasızlığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Editör Notu: Bu haber, bir rejimin toplumu nasıl korku ve güvensizlik üzerine inşa ettiğini çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Aile bağlarının ve komşuluk ilişkilerinin bile siyasi baskı altında nasıl yozlaşabildiğini gösteren bu belgeler, insan hakları ihlallerinin ne kadar derinlere inebileceğine dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor.