Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Millet Külliyesi'nde düzenlenen "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu"nda yaptığı konuşmada, insan odaklı bir sağlık anlayışının önemine dikkat çekti. Sempozyumun, bilimin ilerleyişi ile insanlığın birikimini bir araya getireceğini belirtti. Erdoğan, sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarına şükranlarını sunarak, tarihte hekimlerin tıp ilmini sadece teknik bir alan olarak değil, aynı zamanda bir sanat ve irfan meselesi olarak gördüğünü vurguladı. Bu anlayışın, günümüzdeki darüşşifalarda dahi görülen şefkat geleneğinin bir yansıması olduğunu ifade etti.
Tarihten Günümüze Şifa Kültürü
Anadolu coğrafyasında Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden miras kalan şifa anlayışının, tedaviyi sanat ve maneviyatla iç içe geçirdiğini belirten Emine Erdoğan, bu mirasın günümüz için önemli bir referans kaynağı olduğunu söyledi. Tedavide müziğin, kokunun ve suyun kullanıldığı yöntemlerin, kişiye özel şifa terkiplerine dahil edildiğini anlattı. Bu yaklaşımların, fiziksel mekanları başlı başına bir afiyet atmosferine dönüştürdüğünü dile getirdi.
İbn-i Sina'nın Şifa Anlayışı
Emine Erdoğan, kurulan bu büyük şifa medeniyetinin fikri zeminini, İbn-i Sina'nın "Tedavinin en iyi yollarından biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastanın çevresini sevimli, hoşa gider hale getirmek, ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir" sözleriyle özetledi. Bu sözlerin, şifayı yalnızca bedende değil, akılda, ruhta ve yaşamda arayan hekimlik anlayışının özünü yansıttığını belirtti.
Modern Tıbbın Meydan Okumaları
Modern dünyada teknolojik ilerlemenin ve dijital dönüşümün hayatın her alanını kökten değiştirdiğini ifade eden Emine Erdoğan, ne yazık ki insan hikayelerinin rakamlar ve istatistikler içinde kaybolduğunu söyledi. Tıp ilminin küresel ölçekte mekanikleştiğine ve insanların sadece 'tamir edilen' bedenlerden ibaret görüldüğüne şahit olunduğunu dile getirdi. Bu durumun, materyalist bir bakış açısıyla tedaviyi performansa indirgediğini ve umudu, teselliyi, kaderi, duayı ve inancın iyileştirici gücünü dışladığını vurguladı.
Hekimlik Bir Bilgelik Mesleğidir
Emine Erdoğan, bu tablodan en çok hekimlerin rahatsızlık duyduğunu belirterek, hekimliğin hikmet kozasından doğmuş bir bilgelik mesleği olduğunu hatırlattı. Hekim ve hastanın buluştuğu yerin sadece muayene odasıyla sınırlı olmadığını, mana ikliminde buluştuklarını söyledi. Hastaların, hayatın en kırılgan anlarında hekimin rehberliği, sevgisi, şefkati ve empatisiyle hayata tutunduğunu vurguladı. Teknolojinin sunduğu imkanları insani bir dokunuşla genişletecek her yaklaşımın, hem tıbbın hem de insanlığın geleceği için vazgeçilmez olduğunu belirtti.
Bilim ve Sanatın Bütünlüğü
Alman bir matematikçinin "Bir matematikçi, şair ruhlu olmadıkça tam bir matematikçi olamaz" sözünü hatırlatan Emine Erdoğan, bilim ve sanatın birbirine rakip değil, aynı kalbin iki yarısı olduğunu dile getirdi. Tarih boyunca insanlığın büyük sıçramalarını aklı estetikle, bilgiyi hikmetle, tekniği anlamla buluşturabildiği ölçüde gerçekleştirdiğini söyledi. İbn-i Sina gibi büyük hekimlerin, felsefe ve astronomi gibi alanlarda da derin izler bırakabilen çok yönlü olmalarıyla öne çıktığını belirtti.
Disiplinlerarası Çalışmaların Önemi
Modern dünyada bilginin parçalara bölündüğünü ve bütünlüğün zayıfladığını gözlemlediğini ifade eden Emine Erdoğan, mikro uzmanlıkların büyük resmi tamamlanması imkansız bir yapboza çevirdiğini söyledi. Pozitif bilimlerle sanat arasında derin uçurumlar açıldığını ve bu uçurumu kapatmanın tek yolunun disiplinlerarası çalışmalara ağırlık vermek olduğunu vurguladı. Tıp eğitiminde insani bilimlerin yer almasının önemini vurgulayarak, insanın laboratuvar ortamında tahlil edilemeyecek yönlerini anlamanın ancak çok yönlü bir idrakle mümkün olacağını belirtti. Tıp ilminin, insani bilimlerden, sanattan, edebiyattan ve felsefeden beslendikçe, yalnızca hastalıkları değil, insanı bir bütün olarak iyileştiren özünü koruyacağını sözlerine ekledi.
Sempozyuma Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkanvekili İskender Pala ve medya temsilcileri katıldı. Programda Prof. Dr. Hanefi Özbek, Prof. Dr. Volkan Gidiş ve Öğretim Görevlisi Şaban Gölge tarafından bir müzik dinletisi sunuldu. Sempozyumla ilgili bir videonun gösterilmesinin ardından, aile fotoğrafı çektirilmesiyle etkinlik sona erdi. Bu sempozyum, tıp alanında yenilikçi yaklaşımlar ve bütüncül sağlık anlayışının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Konuyla ilgili daha fazla bilgi için tıp tarihi üzerine yapılan çalışmaları inceleyebilirsiniz.