Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı askeri operasyonlar, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda ciddi bir krize yol açtı. Savaşın başlamasıyla birlikte gemi trafiğine kapanan boğaz, küresel enerji arzını tehdit eder hale geldi. ABD Başkanı Donald Trump, boğazdaki gemi trafiğini yeniden açmak için güç kullanma dahil her seçeneği değerlendirirken, bu çağrıya uluslararası alandan farklı yanıtlar gelmeye devam ediyor. Dünya petrol üretiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolu, 28 Şubat'tan bu yana fiilen kullanılamıyor. Trump'ın petrol tankerlerine savaş gemileriyle eşlik etme önerisine ve diğer ülkelere yaptığı çağrıya verilen tepkiler, bölgedeki diplomatik ve askeri dengeleri yeniden şekillendiriyor.
Almanya ve Yunanistan'dan Net Ret: "Hürmüz'de Yokuz"
Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlama ve gemi trafiğini yeniden açma konusunda ABD'nin çağrısına ilk ve en net yanıtlar Almanya ve Yunanistan'dan geldi. Her iki ülke de bu tür bir askeri operasyonda yer almayacaklarını açıkça belirtti. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ülkesinin Hürmüz'ün güvenliğini askerle sağlamaya katılmayacağını vurguladı. Almanya Hükümet Sözcülüğü tarafından yapılan açıklamada, "Almanya ne İran Savaşı'nda ne de Hürmüz'ün açılması için askeri güç kullanımında yer almayacak" denildi. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise Brüksel'de yaptığı değerlendirmede, NATO'nun Hürmüz Boğazı'ndaki çözüm arayışlarında bir rolü olmadığını düşündüğünü ifade etti. Yunanistan da benzer bir tutum sergileyerek, ülkesinin Hürmüz'le ilgili herhangi bir operasyona katılma planının bulunmadığını duyurdu. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise Hürmüz konusundaki "doğru çözümün" diplomasi olduğunu belirterek, İtalya'nın mevcut deniz misyonunu bu bölgeye genişletme gibi bir planının olmadığını dile getirdi.
Görüşmeler Devam Ediyor: Hindistan, Çin ve Katar'dan Açıklamalar
Bazı ülkeler ise ABD'nin çağrısına doğrudan ret yerine, diplomatik temasların ve görüşmelerin devam ettiğini belirterek daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için müttefiklerle "uygulanabilir" bir plan üzerinde çalıştıklarını söyledi. Starmer, bu görevin bir NATO misyonu olmayacağını da ekledi. Hindistan, Hürmüz Boğazı'na savaş gemisi konuşlandırma konusunda ABD ile henüz bir görüşme yapmadığını bildirdi. Çin, Hürmüz Boğazı konusundaki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve tüm taraflarla iletişim halinde olduğunu belirtti. Katar da boğazın tamamen açılması için görüşmelerin sürdüğünü ifade etti. Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Rasmussen ise ABD'nin talebine yönelik olarak, "Gemi seferlerini mümkün kılmak için nasıl katkıda bulunabileceğimize açık bir zihinle bakmalıyız" şeklinde konuştu. Bu açıklamalar, ülkelerin duruma farklı açılardan yaklaştığını ve henüz net bir pozisyon almadığını gösteriyor.
İran'dan Sert Mesaj: "Sadece Düşmanlara Kapalı"
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin merkezinde yer alan İran, duruma ilişkin net bir tavır ortaya koydu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, boğazın durumuyla ilgili olarak, "Hürmüz Boğazı sadece düşmanlara ve onların saldırılarını destekleyenlere kapalı" açıklamasını yaptı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise, savaşa dahil olmayan ülkelerin gemilerinin İran ordusunun koordinasyonu ve izniyle boğazdan geçebildiğini belirtti. Bu açıklamalar, İran'ın boğaz üzerindeki kontrolünü sürdürme niyetini ve kendi güvenlik politikalarını önceliklendirdiğini gösteriyor. Bu durum, ABD'nin boğazı açma çabalarını daha da karmaşık hale getiriyor.
ABD Hazine Bakanı'ndan Petrol Piyasalarına Yönelik Değerlendirmeler
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Amerikan CNBC kanalına verdiği röportajda Hürmüz Boğazı'ndaki durumu ve petrol piyasalarına etkilerini değerlendirdi. Bessent, "Hürmüz hakkında bir sorunumuz yok. İranlıların doğal olarak boğazı açacağına inanıyoruz. Boğazdan Çin, Hindistan ve İran yakıt gemilerinin çıktığını görüyoruz" ifadelerini kullandı. Petrol fiyatlarındaki olası değişimlerin savaşın süresine bağlı olacağını belirten Bessent, petrol arzındaki açığın 10 ile 14 milyon varil arasında olabileceğini tahmin etti. İran Savaşı'nın ne kadar süreceği konusunda ise belirsizliğini koruduğunu dile getirdi. Bu değerlendirmeler, ABD'nin ekonomik etkileri de göz önünde bulundurarak duruma yaklaştığını gösteriyor.