Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy: 13 Bin 451 Kültür Varlığı Ülkemize Geri Kazandırıldı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde düzenlenen bir törende Türkiye'nin kültürel miras alanındaki önemli çalışmalarını ve elde edilen başarıları duyurdu. Tören sırasında, 22 yıl önce Heybeliada'daki Aya Yorgi Manastırı'ndan çalınan ve Denizli'de ele geçirilen 19. yüzyıldan kalma "Melek Heykeli"nin Fener Rum Patrikhanesi'ne iadesi de gerçekleştirildi. Bu anlamlı buluşmaya Bakan Ersoy'un yanı sıra İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin, Fener Rum Patrikhanesi temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Kültürel Mirasa Sahip Çıkma Mücadelesi

Tarihi Eserlerin İzini Sürmek

Bakan Ersoy, konuşmasında, çalınan bir kültür varlığı olan melek figürünün iadesi vesilesiyle bir araya geldiklerini belirtti. Bu tür değerli eserlerin ait oldukları topraklara geri kazandırılmasının önemine vurgu yaptı. Bakanlık olarak, bu toprakların mirasına sahip çıkma noktasında yürüttükleri çalışmaları ve merak edilen konulara açıklık getirme gayretlerini dile getirdi. Kültür varlıkları denince akla ilk gelen bilim dalının arkeoloji olduğunu hatırlatan Ersoy, özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa devletlerinin arkeolojiye yönelik politik ve stratejik yaklaşımlarının diğer ülkeleri olumsuz etkilediğini ve pek çok eserin izinsizce yurt dışına çıkarıldığını ifade etti. Osmanlı Devleti'nin bu durumu engellemek için 1869 yılında Müze-i Hümayun'u, yani bugünkü adıyla İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ni kurduğunu belirtti.

Müze Ziyaretçi Sayılarında Rekor Artış

Bakan Ersoy, günümüzde Bakanlığa bağlı 219 müze ve 147 ören yerinin, 2025 yılı itibarıyla 33 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırladığını açıkladı. Bu rakamın, kültürel mirasa duyulan ilginin ve sahiplenmenin arttığını gösterdiğini vurguladı. Uluslararası alanda gerçekleştirilen sergilerle de bu toprakların zengin tarihinin dünya ile paylaşıldığını sözlerine ekledi.

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde Türkiye'nin Yeri

Arkeolojik Projeler ve Bilimsel İş Birlikleri

Konuşmasına devam eden Bakan Ersoy, Şanlıurfa merkezli Göbeklitepe, Karahantepe, Sayburç ve Sefertepe gibi Neolitik Çağ yerleşimlerini kapsayan projenin, Türk arkeolojisinin en kapsamlı girişimlerinden biri olduğunu söyledi. Beş yıl içinde 12 ayrı arkeolojik alanda yürütülen çalışmaların, uluslararası bir bilimsel iş birliği ağına dönüştüğünü ve 2025 yılı itibarıyla 219 bilim insanının katkısıyla ilerlediğini belirtti. Ülkenin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki temsilini artırmayı öncelikli bir hedef olarak gördüklerini ifade etti. Bu doğrultuda, 2025 yılında Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri'nin listeye eklenmesiyle varlık sayısının 22'ye yükseldiğini, Dünya Mirası Geçici Listesi'nde ise 79 varlığın bulunduğunu kaydetti.

Uluslararası Alanda Güvenilir Bir Ortak

Türkiye'nin kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede aktif, güvenilir ve yön veren bir iş birliği ortağı olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, Bakanlık olarak bu topraklardan koparılan her eserin izini sürdüklerini ve onları ait oldukları coğrafyayla buluşturmak için uluslararası alanda güçlü bir mücadele yürüttüklerini dile getirdi. Bu mücadelenin, uzun yıllara dayanan birikim ve kurumsal gelişimle daha etkin bir yapıya kavuştuğunu belirtti.

Kaçakçılıkla Mücadelede Somut Başarılar

13 Bin 451 Eser Ülkemize Geri Döndü

Bakan Ersoy, 2002 yılından bu yana yürütülen çalışmalar sonucunda tam 13 bin 451 kültür varlığının yeniden Türkiye'ye kazandırıldığını açıkladı. Bu başarının tesadüf olmadığını, bilimsel titizlik, güçlü diplomasi ve uluslararası iş birliklerinin ortak sonucu olduğunu vurguladı. Özellikle 2020 yılında Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün Daire Başkanlığı olarak yeniden yapılandırılmasının ciddi sonuçlar verdiğini ve ulusal/uluslararası ölçekte güçlü bir koordinasyon merkezi haline geldiğini söyledi. INTERPOL, UNESCO ve diğer uluslararası kuruluşlarla kurulan güçlü iş birlikleri sayesinde sadece geçmişte kaçırılmış eserlerin iadesinin sağlanmadığını, aynı zamanda yeni kaçakçılık faaliyetlerinin önüne geçecek önleyici mekanizmaların da güçlendirildiğini belirtti.

Melek Heykeli'nin Anlamlı İadesi

Bugün iadesi gerçekleştirilen melek figürünün de kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadeledeki somut örneklerden biri olduğunu anlatan Bakan Ersoy, eserin 2004 yılında Denizli'de bir operasyonla ele geçirildiğini ve Heybeliada'daki Aya Yorgi Manastırı'ndan çalındığının tespit edildiğini aktardı. Yargı süreçlerinin tamamlanması ve Fener Rum Patrikhanesi ile kurulan yapıcı diyalog sonucunda, suç sonucu yerinden edilen bu eserin ait olduğu yere teslim edilmesinden duyulan memnuniyeti dile getirdi. Bu teslimin, bir eserin yerine dönmesi, kültürel bir hafızanın tamamlanması olduğu kadar hukukun, saygının ve ortak değerlerin de somut bir tezahürü olduğunu sözlerine ekledi. Bu tür iadeler, kültürel mirasın korunması ve uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Kültürel mirasın korunması, tüm insanlığın ortak sorumluluğudur.

Editör Notu: Bakan Ersoy'un açıklamaları, Türkiye'nin kültürel varlıklarını geri kazanma konusundaki kararlılığını ve uluslararası alanda attığı adımları net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle 13 bini aşkın eserin iadesi, bu alandaki mücadelenin ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.

İlgili Haberler