İstanbul'da faaliyet gösteren ve 10 bebeğin ölümüne neden olduğu iddia edilen "Yenidoğan Çetesi" davasında, mahkeme heyeti önemli bir ara karar verecek. Davanın ana sanıkları Fırat Sarı ve İlker Gönen hakkında, 10 bebeğin ölümü, nitelikli dolandırıcılık ve suç örgütü kurma gibi suçlardan toplamda 177 yıldan 582 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Bu ağır cezalar, olayın vahametini ve kamuoyundaki hassasiyetini gözler önüne seriyor.
Sanıklara Yönelik Ağır Cezalar ve Suçlamalar
İddianamede, sanık Fırat Sarı ve hayatını kaybeden İlker Gönen için birden fazla suçlama bulunuyor. Bu suçlamalar arasında, 10 bebeğin ölümüyle ilgili "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" başı çekiyor. Ayrıca, "nitelikli dolandırıcılık" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından da yargılanıyorlar. Resmi belgede sahtecilik suçlamasıyla da her biri için 11 kez ceza isteniyor. Bu durum, sanıkların eylemlerinin kapsamlı bir suç ağına işaret ettiğini gösteriyor.
Diğer Sanıklar ve Cezai Talepler
Sanıklardan Gıyasettin Mert Özdemir'in de benzer suçlamalarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Özdemir için "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmi belgede sahtecilik" gibi suçlardan 180 yıldan 589 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. İddianamede yer alan toplam 44 sanık hakkında da benzer suçlamalarla hapis cezası öngörülüyor. Bu, olayın sadece birkaç kişiyle sınırlı olmadığını, geniş bir organize yapıya sahip olduğunu düşündürüyor.
Ruhsat İptalleri ve Hastaların Güvenliği
Soruşturma kapsamında, İstanbul'da 9, Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde ise 1 hastanenin faaliyet ruhsatı iptal edildi. Bu hastanelerde tedavi gören bebekler ve diğer hastalar, acil olarak ambulanslarla devlet hastanelerine sevk edildi. Bu tedbir, hastaların güvenliğini sağlamak ve benzer olayların tekrar yaşanmasını önlemek amacıyla alındı. Bu durum, sağlık sektöründeki denetimlerin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Savcı Tehdidi ve Sanık İntiharı
Davanın soruşturma sürecinde dikkat çeken bir diğer gelişme ise, Büyükçekmece Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin'in makamında ölümle tehdit edilmesiydi. Bu tehditleri yapan kişiler tutuklanarak adalete teslim edildi. Öte yandan, davada sanık olarak yargılanan İlker Gönen, Antalya'da tutuklu bulunduğu cezaevinde 1 Şubat tarihinde intihar ederek hayatını kaybetti. Bu olaylar, davanın karmaşıklığını ve içinde barındırdığı gerilimleri artırdı.
Ana Dosyayla Birleştirilen İddianameler
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve 13 kişinin sanık olarak yer aldığı farklı bir iddianame, yenidoğan çetesine ilişkin ana dosya ile birleştirildi. Bu iddianamede, Sosyal Güvenlik Kurumu da suçtan zarar gören olarak yer alıyordu. Firari hemşire Serenay Şenkalaycı'nın her iki dosyada da sanık olarak bulunması dikkat çekti. Bu birleştirme işlemi, yargılamanın daha etkin yürütülmesini sağlamayı amaçlıyor.
Dava Sürecindeki Değişiklikler
Mahkeme heyeti, cumhuriyet savcısını tehdit eden sanık Mustafa Kemal Zengin'in dosyasını ayırma kararı aldı. Ölen sanık İlker Gönen'in dosyası ise düşürüldü. Bu kararlar sonucunda, davada yargılanan sanık sayısı 57'ye düştü. Birleştirilen iki ayrı iddianame kapsamında ise davada yargılanan toplam sanık sayısı 63'e ulaştı. Bu durum, davanın kapsamının ve karmaşıklığının zaman içinde nasıl değiştiğini gösteriyor. Bu tür davaların adalet sisteminde ne kadar uzun sürebileceğinin de bir örneği olarak görülebilir.